Tunç İlkman Parla

Aşk nedir? Çoğu kişinin yaşadığı bu duyguyu bir de Parla kitabıyla bakalım. Aslında hepimiz birilerinden hoşlanıyoruz ya da birilerine aşık oluyoruz. Bazen de hoşlandığımız kişiye aşık olduğumuzu sanıyoruz.

"Bunu nasıl anladım biliyor musun? Sadece kendimi düşünerek... Diğer herkesi hiçe sayarak! Çünkü, "diye devam ettim, "aşk bencilliktir sevgili dostum. Aşk bir şerefsizliktir bazen de. Seni olmadığın biri yapar aşk. Gözün başka bir şey görmez olur. Varsa yoksa içindeki o haylaz duygu... Bir onu memnun etmeye uğraşırsın. Doğru- yanlış  tartmadan, yalnız ona hizmet edersin. Aşk sevgili dostum, insanı kendinin kölesi yapar."

Bu kitapta sırf aşk teması işleniyor dersem baya yanlış olur. Çünkü bu kitapta sırf aşk yok. Aşkın bin bir çeşit yüzü var derler. Bu kitapta da aşkın bir kaç yüzünü görüyorsunuz. İntikam, sevgi, pişmanlık, kıskançlık..

Ana karakterimiz Güney'in en iyi arkadaşının nişanlısına aşık olmasının onun üzerindeki etkisini ve daha sonra yaşanacak olaylara zemin hazırlamasını okuyoruz bu kitapta. Aslında Güney onu hep kıskanmış. Başarılı olmasını, sevdiği kişi ile nişanlanmasını.. Fakat kaderin oyunu ile Güney bir anda kendini bambaşka diyarlarda bulacaktır.

Güney'in hikayesini okuyoruz. Fakat onun hikayesi mutlu son yerine mutsuz sonla bitiyor. Masalların sadece kitaplarda olduğunu hayatın belki de masallardaki gibi olmasını istediğimiz için de yaşayamıyoruz bu hayatı. Belki de masalların nasıl yazıldığını bilsek hayatın kendisine tutunabilirdik. Tutunmak isterdik. Çünkü insanların gerçekleştirmek istedikleri dileklerinden biri tutunmak...

Ben kitabı okurken bazen Güney'e kızdım. Bazen de hak verdim. Fakat genelde kızdım ona. Hayatını istediği gibi şekillendirmediği için.. Kendini hep aşağıda gördüğü için. Çabalamadığı için. Sadece kendini hep başkaları ile karşılaştırdığı için. Aslında her insan farklıdır. Tektir. Bazen bunun farkında olmuyoruz tıpkı Güney gibi. 

Aşkının intikamı ile boğuldu o. Ya da boğulmak istedi. Kendini kurtaracak durumları değerlendiremedi ve aşkının intikam ile biten sonuna katlanmak zorunda kaldı.

Kitabı okurken bir sürü yerin altını çizdim. Kitap beni alıp sürükledi. Eğer sizi şaşırtacak kitaplardan hoşlanıyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz.

"Ve birini tanımak adını değil, acısını bilmekten geçiyordu."

"Hikayemi bir de kendi ağzımdan dinleyeceğim. İnsan bunu pek denemez, beceremez de zaten. Deli sanılmak varken hele işin ucunda... Ancak biliyor musunuz, insan kendiyle konuşmadan kendini tanıyamaz.  Böyle yüksek sesle, birine anlatır gibi ama. ben öyle yapacağım madem. Kendimle yeniden tanışacağım. Sonra buna ya memnun ya da pişman olacağım."

"Çünkü yerimiz yurdumuz belliyken koca bir kayıp olmak, can yakarmış."

"Aynalar yalan söyler mi Allaseniz! Söylemez de gizledikleri ne çok şey vardır, kim bilir..."

"İnsanlar sevgilerini hissettirmekte başarılır ama sözcükler de sevgisizliği iyi gizler."

"Umut ettim sadece, bir çiçekten hiçbir zaman solmamasını bekler gibi."

"Geçmişi anarız sadece, "dedim ben de, "geleceği ise umarız. Ancak aslında hepimiz sonsuz bir şimdiye mahkumuz. Yani şu anda hissetmiyorsak, bu yeti alınmışsa elimizden, biçare tutsaklarız.."

"Aşk konmayı değil, uçmayı öğretir bir tek. Bu yüzden sonu düşmektir."

"Sözcükler... Yaralayan da, merhemi süren de onlardan başkası değil. Tabi doğru şekilde uç uca eklenebilirlerse."

"Geçmiş bir bavul değildir. Onu bir garda unutarak çıkaramazsın hayatından. Gölgen gibi takip eder seni. Uykunda bile rahat bırakmaz."


Hiç yorum yok:

Tema resimleri nicolas_ tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.